Hikayemiz

Stool Design, iki genç girişimcinin mevcut mobilya anlayışına duyduğu itirazdan doğdu.

Sektöre dışarıdan girdik. Hiçbir hazır düzenin, köklü bir aile işletmesinin ya da yılların getirdiği bir çevrenin parçası değildik. Bu yüzden işe en başından, mutfağında öğrenerek başladık. Atölyelerde ustaların arasında vakit geçirdik, üretimin her aşamasını gözlemledik, malzemeyi, işçiliği ve mobilyanın ruhunu anlamaya çalıştık.

Bizi harekete geçiren şey ise basitti.

Türkiye'de yıllardır karşımıza çıkan aynı takımlar, aynı kalıplar ve değişmeyen mobilya anlayışı...

Karakterini kaybetmiş, birbirinin benzeri yaşam alanlarından sıkılmıştık.

Dünyayı takip ediyor, farklı kültürlerden, tasarım anlayışlarından ve yaşam biçimlerinden ilham alıyorduk. İnsanların yalnızca oturacakları bir koltuk değil, evlerine baktıklarında kendilerini hissedebilecekleri parçalar aradıklarına inanıyorduk.

Her şey aslında kendimiz için ürettiğimiz bir ürünle başladı.

Tasarladığımız ilk parça beklemediğimiz kadar ilgi gördü. Çevremizden gelen talepler arttıkça şunu fark ettik; bizim hissettiğimiz eksikliği hisseden birçok insan vardı.

İlk satışımızı yaptığımız gün, yalnızca bir ürün satmış olmanın heyecanını yaşamadık. Kendi zevkimize, bakış açımıza ve hayalimize güvenilebileceğini gördük. İşte o gün Stool Design'ın gerçek anlamda doğduğu gündü.

Bugün hâlâ tasarıma başlarken ilk düşündüğümüz şey ölçüler ya da teknik detaylar değil; his.

Bir ürünün bulunduğu mekâna nasıl bir karakter katacağını, o evde nasıl bir atmosfer yaratacağını düşünüyoruz. Çünkü bizim için tasarım yalnızca görünmekle ilgili değil, hissettirmekle ilgili.

Cesur desenleri, güçlü dokuları ve klasik detayları modern çizgilerle buluşturmayı seviyoruz. Geleneksel bir saçak detayı, modern bir formun üzerinde yeniden hayat bulabiliyor. Çünkü biz geçmişle bugünün arasında yeni bir dil kurmaya inanıyoruz.

Stool Design'da her ürün, yalnızca bir mobilya değil; bir hikâyenin, bir hissin ve bir yaşam biçiminin parçası.

Yolculuğumuz henüz çok yeni.

Ancak hayalimiz büyük.

Bugün Türkiye'de ürettiğimiz tasarımların, yarının global tasarım dünyasında da kendine yer bulacağına inanıyoruz. Çünkü iyi tasarımın dili yoktur; yalnızca hissettirdikleri vardır.

Ve biz, insanlara tam olarak bunu sunmaya devam etmek istiyoruz.